Çok yönlü olmak her zaman iyi bir şeymiş gibi görünür. Elbette iyi yönleri çok fazladır ancak ben, çok yönlü olma özelliğinin kendi üzerimdeki olumsuz yanına ve bunun triathlona yönelmemdeki etkilerine değinmek istiyorum.

Lisede dersler konusunda hem sayısal hem de sözel bir alana ilgi duymam sonucunda 1 yıl sayısalcı, 2 yıl eşit ağırlıkçı olarak okudum. Bu da bir alanda uzmanlaşmamı engelliyordu. Aynı sorun üniversite bölüm seçiminde de karşıma çıktı. Tam olarak istediğim hiçbir bölüm yoktu. Kimisi doktor olacağım der, kimisi mühendis, kimisi de avukat. Peki ben niye diyemiyordum? Ben ne olacaktım? İşte bu şekilde arada kalmam sonucunda yine ortaya karışık bir bölüm olan işletme bölümünü seçmemi şans olarak değerlendirmiyorum. Bu durumu spor hayatımda incelediğimizde benzer bir tabloyla karşılaşmaya başladım son 2 yılda. Genel olarak ana spor branşım futbol olmuştu geçen seneye kadar. 5 yıl kulüpte oynamam sonucunda Ankara’da da yeni bir kulüple anlaşıp yoluma o şekilde devam edeceğime inanıyordum. Diğer bir taraftan, 5 yıl boyunca yapmakta olduğum koşu branşında da yeni bir vizyon kazanmış durumdaydım, uzun mesafe koşucusu olma yolunda ilerliyordum. Başka bir koldan da küçüklükten gelen bisiklet tutkumu hayatımda ilk defa kullanacak olduğum yol bisikletiyle körüklüyordum ve zamanla o özgürlüğe aşık oluyordum. Bunlar olurken, 1 sene boyunca 3 farklı kulüple de futbol antrenmanlarına çıkıp kabul edilmedim. En son sadece antrenmanlara çıkmak istediğimi söylememe rağmen bana kapının önü görünüyordu.

Çeşitli spor dalları arasında debelenmem kenarda dursun, biraz da zihinsel yapımdan bahsedeyim. Bahsettiğim üzere uzun süre futbol oynadım, pas yapan bir özelliğim de var, ancak buna zıt olarak temelde kendime bir başkasından daha çok güvenirim. Çünkü kendi yapabileceklerimi bilirim ve kendi kafamda kurmuş olduğum komplike kurguyu bir başkasıyla kurabileceğime inanmam. Bu inanç eksikliğinin oluşmasına futbolda altyapı eksiliğimin neden olduğuna inanıyorum. Hiçbir zaman Takım oyunun öğretecek bilgili bir antrenörle çalışmadım. Bu da tutkuyla bağlı olduğum, herkesin kaçtığı antrenmanları tek başıma ekstradan yapmaya gönüllü olan biri için talihsiz bir durumdu. Son zamanlarda yöneldiğim düşünce, bu kendime daha çok güvenme durumunun sonucunda bireysel bir spor dalına yönelip onda uzmanlaşmam gerektiği oldu. Tabi başta bahsettiğim bu çok yönlü olma durumunun sonucu bir farkla üniversite bölüm seçimindekinden ayrılıyordu. Bölüm seçerken dediğim şey, hiçbir bölümü tam olarak istemememdi. Burada ise olan durum futbol, koşu, bisiklet dallarından hepsini çok istemem. Futbol bunların arasında az önce bahsettiğim altyapı eksikliğim ve bunun sonucunda doğan farklı eksikliklerim sonucunda 1 adım geride kaldığından şu anda bisiklet ve koşu ön planda geliyor. Bu durumu dikkate aldığım ise profesyonelleşme anlamında yönelmem gereken sporun triathlon olduğuna ve bundan sonra ona yönelik antrenmanlar yapmaya karar verdim.  Planlama aşamasında olduğum 1 yılın sonucunda profesyonellik kapısından içeri ilk adımımı atmış olmayı ümit ediyorum. Tutkumun eşit dağıldığı koşu-bisiklet-futbol dallarından futbolu da tamamen saf dışı bırakabileceğime inanmıyorum. O yüzden ona yönelik planlarım da olacak gibi görünüyor şu aşamada. Bunun da tamamen triathlona konsantre olmamın önünde bir engel olarak çıkma durumu olabilir. Tabi aynı zamanda üniversite okuyor olmanın da… İşte yine en başta bahsettiğim, herkesin her zaman olumlu olarak gördüğü çok yönlü olma durumunun hala üzerimden atamadığım olumsuz yönleri. Bu sürecin neler doğurduğunu ve nasıl işlediğini ilerleyen yazılarımda anlatmaya devam edeceğim. Spor yapma tutkumun hayatımdan fedakarlık istemeyecek nice güzel günlere…

Yusuf Ziya Doymaz

04/07/2016

Advertisements