Search

gezginreis

Category

Gezi

0’dan 1300’e

Aylardır hazırlığını yaptığım Akdeniz sahil turu için gün sayarken, son hazırlıkların bitmesine günler kala yerimde duramayıp yayla turu yapmaya karar verdim. Bu sefer her zamankilerden farklı olarak biraz daha batıda kalan yaylalara yönelmek istedim. Diğer yolları az çok bilmeme rağmen bu rotayla ilgili pek fikrim yoktu. Yol gidenindir diyerek sabah 7’de koyuldum yola. 41 km lik yolun 6 saat süreceğinden habersizdim tabi…

20160821_064710

Doğlu Köyü yoluna dönene kadar 14 km deniz seviyesinde giderken dar ve eğimli yollar başlamamıştı. Her “böyle eğim mi olur!” dememin ardından karşılaştığım yokuşlar bir öncekine şükrettirecek cinstendi. Yüzde 20’nin üstünde aralıksız 2 km süren eğimlerin ardından yüzde 10’a düşen eğim yüzümü güldürüyordu. Öyle ki aralıksız 70 dakika pedallayarak sadece 7 km yol gidebilmiştim. Son olarak vardığım Küçük Fındık yaylası yaklaşık 1300 metre rakımdaydı. Eğimden daha zor olan bir şey varsa o da güneşti. Bir dahaki sefere güneş kremi sürmeden yola çıkmamam gerektiğini bu acı tecrübeyle öğrenmiş oluyordum.

 

Bunca zorluğa rağmen köy insanının sıcakkanlı tavırları, doğada tek başına olmanın verdiği huzur, zirveye ulaşmanın hazzı ve yolun sonunda dostlarla yapılan sıcakkanlı muhabbet bu acıların iyi ki çekildiğinin bir kanıtıydı benim için.

20160821_111959

Bu yolculuk aynı zamanda böyle zorlu bir rotayı gidebileceğimi görmem açısından da önemliydi benim için. Hemen kafamın üstüne olacak şekilde eğimli olan virajları tırmanırken kendimi bisikletimle birlikte bir dağ keçisi gibi hissediyordum. Bu eğimleri çıkabilmenin de güçle bir alakası yoktu aslında. Tamamen inanç, sabır ve odaklanmayla alakalıydı. Bisikletin ön tekerini havaya kaldıracak kadar dik olan yokuşlara, “Ne kadar da güzel bir yokuş!” gibi iyimser bir şekilde yaklaştığınızda daha çekilebilir olacağının garantisini verebilirim. Hayatla barışık olmak gibi, yokuşlarla da barışık olup, yorgunluğu sevmek gerekir.

20160821_163902

Hayatı yatarak ve hayal ederek geçiremeyiz. Hayellerimizi gerçekleştirmek için o yataktan kalkmak gerekir. Zahmet etmek gerekir. Barış Özcan’ın “Dünyanın En Uzun Yaşayan Canlıları” adlı videosunda bahsettiği, yaklaşık 100 yaşında olan Azeri amcanın da dediği gibi; “Çok uzun yaşamak için gerek zahmet çekesen, zahmetkeş  olasan…”

Adsız

Evet, zahmetkeş olmak gerek…

Yusuf Ziya Doymaz

Bisikletle Eymir Gezisi

Ankara’nın sevilen tarafıdır benim için Eymir Gölü. Gerek bana denizi hatırlatan güzelliğiyle, gerekse de huzur veren sessizliğiyle yorgunluğumu atmak için başvurduğum ilk yer olmuştur her zaman. Bu sefer huzur depolamak niyetimin yanında bir  amacım daha vardı beni bu güzel yere götüren. Ama yine bisikletle: VLOG!

Şu an tohum niteliğinde olan youtube kanalımın ilk vlogunu çekmek üzere başladım pedallamaya. Sabah saat 09.45 civarı çantamı hazırlamış, bisikletimi otoparktan çıkarmış yola koyulmak üzere başladım kayıda. Öncelikle geziden bağımsız olan randevumdan dolayı rotayı anıtkabir üzerinden çizmek zorunda kaldım. İlk vlogumun ilk bölümü olan “Bisikletle Eymir Gölü’ne” başlıklı videom için Anıtkabir’e doğru kayıttaydım saat 11 sularında. Henüz acemilik turlarını attığım bu mecrada bu videodan beklentilerim yüksekti açıkçası. Anıttepe yokuşunu zorlamadan çıktıktan sonra Eskişehir yoluna, oradan da Konya yoluna dönüp başladım yorucu yokuşun ilk metrelerini tırmanmaya. Bisikleti trafikte nasıl kullanmalıyız, cesaretin önemi, aslında zor görünen şeylerin o kadar da zor olmadığı, heyecan yapılmaması gerektiği konularından bahsettim bu yokuşu çıkarken. Yokuş çıkarken konuşmanın çok daha yorucu olmasını beklerken tahmin ettiğimden daha iyi bir performans sergilediğimi düşünüyorum. Or-An yoluna dönmeden yokuşun yaklaşık son 400 500 metresini yardımsever kamyoncu amcamızın yardımıyla çok daha rahat çıktım tabi. Yollarda bu tür güzel olaylara rastlayacağımız gibi, hakkımız olan yola bizi görmezden gelerek atlayan sürücüler de olabiliyor tabi. Bu tür olumsuz durumlarda kaza riskini azaltmak için yolumuza başka bir aracın çıkabileceği her yola ayrımına “yol hakkı benim, hiç bir şey yapamazlar” yaklaşımıyla değil de “ne olur ne olmaz ben yine de dikkatli olayım” bakış açısıyla yaklaşmalıyız. Bu tür durumlara, motivasyonumun düşmemesi ve huzurumun kaçırmaması amacıyla olağan durumlar olarak bakmayı tercih ediyorum. Yokuş çıkma faslımızın sonuna gelip TRT’nin oraya geldiğimde pedallamaktan en çok zevk aldığım manzarayla karşı karşıyaydım.

IMAG0883 - Kopya.jpg
TRT Yokuşu

Çıkması bir o kadar da zor olan bu yolu, buraya kadar olan yorgunluğumun bir ödülü olarak görmüşümdür her zaman. Çok zaman kaybetmeden fotoğrafın sağ tarafında görünen Eymir Gölü’ne inelim de bir an önce Bağ Evi’ne gidip dinlenmeye ve kuş seslerinin tadını çıkarmaya başlayalım.

Doğrusunu söylemek gerekirse burayı haftasonları sevmiyorum. Çok kalabalık oluyor. Ne kuş sesleri sizi dinlendiriyor, ne de sigara dumanında temiz havanın tadını çıkarabiliyorsunuz. O yüzden imkanım oldukça haftaiçi ya da erken saatlerde gelmeyi tercih ediyorum. Mekanla ilgili bilgi vermem gerekirse, lezzet açısından tatmin etse de servis için aynı şeyi söylemek biraz zor. Ancak manzarası bu açığı fazlasıyla kapatıyor. Lezzet açısından da servis açısından da hafta sonları mekan kalabalıklaşınca daha olumsuz ifadeler kullanmak gerekir. Kalabalığı kaldırabilecek bir yapılanmaları yok bu da hem lezzeti hem de ilgiyi azaltıyor. Haftasonundan başka boşluğunuz yoksa üzülmeyin. Hadi sizleri doğanın kollarında tek başınıza kalabileceğiniz bir yere götüreyim.

Önce biraz gölün etrafını gezelim. Bu arada gezmek derken eğer yaklaşık 10.5 km olan gölün çevresini yürüyerek gezmek yorucu olacaksa sizin için hemen girişteki bisiklet kiralama yerlerinden bisiklet kiralayabilirsiniz. Benim tavsiyem; yolda kalmamanız ve zevk almanız açısından İntervan isimli yeri tercih etmemelisiniz.Şimdi o beklediğiniz yere gidelim. Hemen hemen Bağ Evi’nden bakınca gölün tam karşısında kalan balık-ekmek yapan büfelerin oralarda kendime ayırmış olduğum bu güzel yeri sizlerle de paylaşayım. Aman diyim, sakın çok fazla kimseye söylemeyin burayı da çok kalabalıklaşmasın.

20160511_164602.jpg

Ankara’nın kuru trafiğinden biraz olsun soyutlanıp, benliğimizle baş başa kalalım…

20160511_165632.jpg

Artık gölün etrafında son turlarımızı atalım ve yavaştan dönüş yoluna koyulalım.

Hani pedallamaktan en  çok keyif aldığım yol vardı ya, galiba orayı geri çıkma zamanı geldi…

Yusuf Ziya Doymaz

Bağlantı: VLOG 1: https://www.youtube.com/watch?v=f7ubQZrsmkw
VLOG 2: https://youtu.be/74Q2oJIgv-w

Create a free website or blog at WordPress.com.

Up ↑